Uyuyan Adam

    "Bir köpekle karşı karşıya yaşayamazsın, çünkü köpek, her an, senden onu yaşatmanı, beslemeni, okşamanı, ona uygun bir insan olmanı, efendisi olmanı, onu anında yere yatıracak o köpek ismini gürleyen Tanrı olmanı isteyecektir. Oysa ağaç senden bir şey istemez. Köpeklerin Tanrısı, kedilerin Tanrısı, yoksulların Tanrısı olabilirsin, elinde bir tasma, biraz ciğer, biraz servet olması bunun için yeterlidir, ama asla bir ağacın efendisi olmayacaksın. Kendin de bir ağaç olmayı istemekten başka bir şey yapamayacaksın."
    Kayboldum nicedir. Ne insanlığımdan emin olabiliyorum ne de köpekliğimden. Tek bildiğim kendimi bir köpek gibi duyumsadığım. Kayboldum. Kayıp. Yitik. Ve viraneyim. Bir ağaç olmak istiyorum. Ne efendisi olunan ne de efendi olmak isteyen. Yitik bir ormanda yeşil bir ağaç olsaydım. Yeşillerim arasında yitmenize izin verecek kadar merhametli. Toprak Ana gibi, sizi yeşil kucağımda uyutsam, yitseniz boşlukta. Ah yitsek beraber. Yalnız istediğim bir unutuş. Yitiş. Başka suretlerin, başka acıların ve başka şarkıcıların olmadığı bir orman arzuluyorum.

    "Kısa adımlarla sana geliyorlar. Tatlı gülücükleri, tanıtım ilanları, gazeteleri, bayraklarıyla; büyük, aptalca davaların sefil savaşçıları, çocuk felcine, kansere, yoksul konutlarına, sefalete, yarı felce, körlüğe karşı savaş açan kemikli maskeler, arkadaşları için dilenen hüzünlü şarkıcılar, küçük masa örtüleri satan dayak yemiş yetimler, evcil hayvanları koruyan etleri çekilmiş dul kadınlar. Sana yanaşan, seni alıkoyan, seni işleten, aşağılık hakikatlerini, sonsuz sorularını, hayır işlerini, doğru bildiklerini senin yüzüne tüküren herkes. Göğsünde ve sırtında birer ilanla dolaşıp dünyayı kurtaracak gerçek iman sahipleri. Acı çeken sizler O'na gelin. İsa dedi ki, Görmeyen sizler görenleri düşünün."
   Görmeyen sizler. Görenleri düşünün. Uykuyu bekleyen bizler. Tek isteğim kayboluş, uykunun esrarlı karanlığında yitiş ve hiç. Bir haykırış. Bir haykırış. Hiçliğe. Karanlığa. Ah bu şarkılardan usandım. Bu şarkıcılardan. Arkadaşlarından ve hakikatlerden. Uykuyu bekliyorum. Ve uykuyu beklediğim kadar hiçbir şeyi beklemedim. Bir haykırış. Bir haykırış.

    "Uzunca bir süre kendine sığınaklar kurup yıktın: Düzen ya da eylemsizlik, başıboş sürüklenme ya da uyku, geceleyin devriye gezmeler, yansız anlar, gölgelerin ve ışıkların kaçışı. Daha uzun bir süre kendine yalan söylemeyi, kendini sersemleştirmeyi, kendi oyununa gelmeyi sürdürebilirsin belki. Ama oyun bitti, büyük şenlik, ertelenmiş yaşamın yalancı sarhoşluğu bitti. Dünya yerinden kıpırdamadı ve sen değişmedin. Kayıtsızlık seni farklı kılmadı.

    Ölmedin. Delirmedin."
    Ölmeyi de denedim. Delirmeyi de. İzin vermediler. İzin vermeyecekler. Hapsoldum. Yitik kayıp. Karanlık köhne. Kurdum yıktım. Yıktım kurdum. Dünya döndü. İnsanlar güldü. Ben ağladım. Haykırdım. Bir haykırış. Ne olursa. Bir haykırış. Hiçbir şey değişmedi. Binlerce yıl geçse de değişmeyecek. Unutuş mümkün mü. Peki ya haykırış. Bir haykırış. Kendime yalanlar söyledim. Yittim mi yalanlarımda. Kayboluş. Uyku. Nicedir uykuyu bekliyorum. Uykuyu beklediğim kadar hiçbir şeyi beklemedim. Söylemiş miydim.

0 yorum :

Yorum Gönder