Bir Zamanlar Anadolu'da

   "Bir gün gelir belki burada yaşadığın şeyler hoşuna bile gidebilir. Çoluk çocuk sahibi olunca anlatacak bir hikâyen olur. 'Bir zamanlar Anadolu'da,' dersin..."
   Oto lastikçide işlenen bir cinayet. Bir doktor, bir savcı ve bir komiser cinayet zanlısının peşinde, Anadolu'nun bozkırlarında cinayetin soruşturmasını yürütüyor. Hepsi bir an önce soruşturmanın bitmesi ve eve dönmek için uğraşıyor. Lakin zanlı, cesedin nerede olduğundan pek emin değil. Top gibi bir ağaç ve bir çeşme arıyorlar bozkırların uzun tekdüze yollarında. Her farklı yerde komiserin sabrı tükeniyor. "Zanlının dilinden" konuşmak için zor tutuyor kendini. Nitekim konuşuyor da.
   Film boyunca çizilen katilin portresi çok başarılı aktarılmış. Katilin de insan olduğu ve insana dair tüm niteliği taşıdığı, gerek ruhsal gerekse fiziksel süreçlerle anlatılıyor. Film izliyormuş değil de bir roman okuyormuşçasına, oyunculuk ve başarılı çekimlerle katilin psikolojik analizi kafanızda beliriyor. Uyuyan, yemek yiyen, kurbanının halüsinasyonunu gören, ağlayan, pişman olan, sigara isteyen ve insanın içindeki kötülüğü dışarı çıkaran bakışlar atan bir katil. Genel planda bakacak olursak Rus romancıların varoluşçu havası var filmde. Taşra mekanları, psikolojik analizler ve taşra insanının kendi içinde sorunlarla boğuşan yalnızlığı. Siyah köpek ile de adeta Tarkovski'ye selam gönderiyor Nuri Bilge Ceylan. Ayrıca yer yer, kişiler arasındaki durumların saçmalığından doğan sahneler filme duru ve kara bir mizah katıyor. Normal bir insanda travma yaratacak sahnelerde karakterler karanlık da olsa kahkahalar atabiliyor.
   Aldığı ödüllerle adını duyuran Nuri Bilge Ceylan'ın filmi, Bir Zamanlar Anadolu'da kaliteli bir seyir sunuyor izleyiciye. Meselimin sonuna gelirken diyorum ki;izleyin.

0 yorum :

Yorum Gönder