Sana Gül Bahçesi Vadetmedim

   "Ama gömülü bir yalanın iğrenç kokusunun nasıl suçlunun peşine düştüğünü, her şeyin içine sinip küf ve kokuşma yaratıncaya değin suçlunun soluduğu havayı kapladığını da iyi biliyordu. Yr'de Korku-bataklığı denen bir bölge vardı. Lactamaeon bir keresinde, Deborah'ın yıllar boyu gördüğü karabasanlardaki canavarlarla cesetlerin nasıl toplandığını görmesi için o bölgeye götürmüştü onu. Neredeyse taşlaşmış bir toprağın içinden yüzerek gitmişlerdi oraya."
   Kişi bilincin katmanları arasına, yaşam boyu yalanlar, yanılsamalar gömmekten hiç bıkmaz. Bunlar biriktikçe ortaya çıkan koku da kişiye darbeler indirmekten kaçınmaz. Bu kokular utanç ve gizliliktir. Yaşam boyu aldandığımız yanılsamalar, söylediğimiz ve bize söylenen yalanlar sonu gelmeyen utanç, gizlilik kaynaklarımızdır. Bunlarla yüzleşecek güce sahip olmayanlar dünya ile ilişiğini kesmeye başlarlar. Nitekim Deborah, dünyanın karşısına çıkardığı her sorunda kendi yarattığı gezegen ve tanrılarına kaçmaktadır. Bu kaçışlar gerçek dünyanın tanrılarına, kurumlarına ve eğreti normlarına bir başkaldırıdır.

"Siz sağlıklı olanlar!
Sağlığınız ne anlama gelir?
İnsanoğlunun bütün gözleri,
İçine daldığımız çukura bakıyor.
Özgürlük faydasızdır;
Eğer gözlerimizin içine bakmaya,
Yemeye, içmeye ve
Bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!
Dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler,
Sözüm ona sağlıklı olanlardır."

   Alıntı; Nostalghia'dan. Gerçekten de dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler sözüm ona sağlıklı olanlar değil midir? Sağlıksız olan, dünyanın gerçekliği yerine kendi inandığı ve güvendiği gerçekliği koyanlar bu süreç boyunca duvarlar arasında hapsedilmemiş midir?

   "Bazen, diye düşündü Dr. Fried üzgün üzgün, dünya bir takım kurumlarında bulunan insanlarından çok daha hasta oluyor. Almanya'daki hastanede, hastane duvarlarının öbür yanında Hitler diye birinin olduğu ve hangi tarafın aklı başında olduğunu kendisinin bile söyleyemediği bir dönemde karşılaştığı Tilda'yı hatırladı. Tilda'nın yataklara bağlanan, borularla beslenen ve ilaçlarla boyun eğdirilen nefreti gene de zaman zaman bir parça ışığın girmesine yetecek bir süre boyunca kaybolabiliyordu. Tilda'nın halatlarla kuşatılmış yatağından, yapmacık bir kibarlıkla ona gülümseyip, "Aa, girin girin, sayın Doktor. Hastanın yatıştırıcı çayına ve dünyanın sonuna yetiştiniz," deyişi geldi aklına."
   Deborah'ın hastanede belki de gerçekten kendini açabildiği tek isim Dr. Fried olmuştur. Almanya'da II. Dünya Savaşı'na tanık olmuş ve bir toplumun gerçekte ne kadar delirebileceğini görmüş psikiyatr; Deborah'ın bilincine gömdüğü utanç ve gizlerini yavaş yavaş, bir arkeolog edasıyla çıkarmasına yardım etmiştir.
   Deborah'ın kendini açmasına sebep olan şeylerden birisi de Doktor'un, Deborah'a diğer insanlar gibi davranmaması olmuştur. Sözüm ona hastanın toplum içinde edindiği bütün izlenimler Joanne Greenberg'in kendi yaşadıklarından izler taşıdığı için asıl önemi taşımaktadır. Deborah gerçek dünyada bulunduğu her an kendisiyle iletişim kuran insanların samimiyetsizliğini, acıma ile gelen sevecenliği fark etmiş ve Yr'ye kaçmak için bahane olarak kullanmıştır.

   "Bu insanlar Tanrı'ya fırlatmak için genellikle en kötüleri seçerler. Tanrı onların köpeği ve kemik olarak da bir sürü Deborah var. O halde adım Kemik olsun bundan böyle."

   Joanne Greenberg'in kitabı aslında sizin de pek normal sayılmayabileceğinizi, sadece kalabalığın peşinden sürüklenenler olduğunuzu gösterdiği için değerli belki. Belki de hayatın size asla gül bahçesi vadetmediğini gösterdiği için. Her şeye rağmen, direnin ve acıyı hissedin. Çünkü acıyı hissettiğiniz sürece yaşıyorsunuz demektir.
   Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Metis Yayınları'ndan. Meselimin sonuna gelirken diyorum ki; okuyun.

2 yorum :

Bunu görmemişim, benim başucu kitaplarımdan lisede okumuştum ve evet bölümümü seçmemde katkısı büyüktür. Şimdi düşündümde yeniden okumalı her yaşta farklı şeyler düşündürecek kitaplardan...

Sylvia Plath - Sırça Fanus geliyor şimdi, tavsiyedir sevilir. :)

Yorum Gönder