Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi

   "1860 kadar eski yıllarda, doğumun evde olması uygun görülürdü. Şimdi ise bana söylendiğine göre, tıp tanrıları bebeğin ilk çığlıklarının bir hastanenin, tercihen ünlü bir hastanenin anestezi kokulu ortamında duyulması gerektiğine karar vermişler. Yani Bay ve Bayan Roger Button, 1860 yılının bir yaz gününde ilk çocuklarının bir hastanede doğmasına karar verdiklerinde, zamanlarının elli yıl ilerisinde bir karar vermişlerdi. Tarihteki bu şaşmanın, size az sonra anlatacağım hayret verici hikâye ile bir ilgisi var mıydı, bunu asla bilemeyeceğiz."
 
   Zamanı kavramamızı sağlayan şey alışkanlıklarımız gibi. Davranışlarımız ve düşüncelerimiz bir halka misali hareket etmeye başladığında, zaman kavramını da yitirmeye başlıyoruz. Ne zaman ki halka kırılır düşünceler ve davranışlar rayından çıkar, o zaman uyanıyoruz. Bu, çocuğunu her gün gören bir annenin çocuğunun büyüdüğünü anlamaması, ya da ne zamandan beri tırnaklarını yediğini bilememen gibi bir şey.

   "'...Sence çekiç ve çivilerden sonra en çok neyle ilgilenmeliyiz?' diyordu büyük Button.
   'Aşk,' dedi Benjamin düşünmeden.
   'Ahşap?' diye heyecanlandı Roger Button, 'ben ahşap meselesini hallettim bile.'
   Benjamin, gökyüzünün doğu tarafında aniden ışıyan güneşin etkisiyle gözlerini kırpıştırırken bir sarıasma kuşu, canlanan ağaçları delercesine şarkısını söylemeye başladı..."
    Bu sefer halkanın içinde ilerleyen zamanın akış yönü değişiyor. Zaman sana bir oyun oynuyor ve sonun başlangıcın oluyor. Nasıl elli katlı bir binadan düşen adam için önemli olan yere çarpış ise, senin için önemli olansa düşüştür. Çünkü onun sonu olan nokta senin için bir başlangıç noktası olacak ve onun düştüğü mesafeyi senin tırmanman gerekecektir. Ve Benjamin Button dünyaya geldiğinde, ağarmış saçı ve sakalıyla bir yaşlı adamdır.

   "Sonra her şey karardı, beyaz karyolası ve etrafında gezinen belirsiz yüzler ve sütün sıcak, hoş kokusu, hep birlikte zihninden uçup gitti."
   Yaşam normal akışında bile olası zorluklara sahipken, tersten akan bir öykü kahramanı için de hiç kolay olmayacaktır. Öykünün tersten akışı içinde, Benjamin'in yıllar geçip, gençleştikçe daha çok eğlence ve hareket araması F. Scott Fitzgerald ile de benzerlikler taşıdığını gösteriyor, yazar ileriki yaşlarında eğlence hayatına kendisini kaptırmış ve sağlığını bozmuştur. Böylesi sıra dışı bir öykünün bile gerçekle bağları koparamadığı da ayrı bir mevzu.
   F. Scott Fitzgerald'ın Benjamin Button'ın Tuhaf Hikâyesi, Profil Yayıncılık'tan. Meselimin sonuna gelirken diyorum ki; okuyun.

1 yorum :

izlemek güzeldi, okumak belki daha güzel olur. aslında önce okumak sonra belki izlemek daha iyi olurdu ama:)

Yorum Gönder