Körleşme

"Kişi, öteki insanlardan uzaklaştığı oranda hakikate yaklaşırdı. Günlük yaşam, yalanlardan kurulu yüzeysel bir düzendi. Yanından geçenlerin her biri yalnızca bir yalancıydı."
   Dört odalı, büyük bir özenle oluşturduğu kitaplığına düşkün, inanılmaz bir belleğe sahip sinolog, Kien. Dünyayı sadece kitapları kadar biliyor. Açıkçası başka yönlerden bilmek heveslisi de değil. Size saniyeler içinde binlerce yıllık kültürlerin metinlerini, binlerce yıllık liderlerin vaazlarını ezberden sayabilir. Fakat gelin görün ki, yalanlardan kurulduğunu bildiği halde, günlük yaşamda binbir kişinin parmağında kolayca oynatılır.

"Fischerle 'Yahudi' sözcüğünün, karşısındakinin üzerinde ne etki yarattığını anlamak üzere bir dakika durdu. Hiç belli olmaz. Dünya, Yahudilere karşı olan insanlarla dolu. Bir Yahudi ölümcül düşmanlarına karşı her zaman tetikte olmalıdır. İster sırtı kambur cüceler olsun ister başkaları, her şeye karşın pezevenklik düzeyine çıkmayı başarmış insanlar her zaman için dikkatli olmalıdırlar."
   Kendisi de Yahudi bir ailenin çocuğu olan Elias Canetti, belki de kendinin ilk elden tecrübe ettiği deneyimlere dayanarak bunları söyletiyor kitabın Yahudi, kambur ve satranç düşkünü pezevengine. Fischerle, Kien'e bir dönem arkadaşlık yapıyor. Tabii o da kendi çıkarlarını korumayı esirgemiyor Kien'in kitap zaafından faydalanarak. Fakat Kien'in para gibi şeyler umurunda değil. Ayrıca Fischerle'den pek bir memnun, evdeki mavi etekli bela Therese'ye nazaran.
   Elias Canetti kaldığı otelde bir kadından esinlenerek yaratıyor Therese'yi. Açgözlü, para hırsına bürünmüş ve kendinden başkasını düşünmeyen bir karakter. İstediklerini almak için zor kullanmayı bile deneyecek kadar faşist bir yapıya sahip. Bir anlamda Elias Canetti İkinci Dünya Savaşı öncesi yazdığı kitabıyla toplumda, kitlelerde meydana gelen değişiklerin habercisi oluyor romanıyla.

   "Körlük, zamanı ve mekânı alt etmeye yarayan bir silahtır; varlığımız tek dayanağını duyularımızla, gerek yapıları gerekse kapsamları bakımından pek değersiz olan duyularımızla kavradığımız birkaç kırıntının dışında sonsuzluğa dek uzanıp giden bir körlükte bulur. Evrende egemen olan kuram, körlüktür."
   Kitle ve birey konularıyla yakından ilgilenen yazar, kitlelerin bir arada yaşarken ne gibi koşullarda olduğunu çok iyi gözlemliyor. Kitlelerin nasıl yapıya sahip olduklarını, çıkarları için nasıl körleşebildiklerini ve bireyi çiğnemeden yuttuğunun pekâlâ bilincinde. Kien'e de söylettiği gibi; kişi öteki insanlardan uzaklaştığı oranda hakikate yaklaşır. Yalnız bu uzaklaşma Kien'de olduğu gibi çağın aydınlarının toplumdan kopması anlamında değil. Kitlelerin içinde kendi gözlerini açık tutabilecek ve kitlenin yarattığı körlüğü engelleyebilecek bir seviyede olmalı birey.
   Elias Canetti'nin Körleşme'si Payel Yayınevi'nden. Meselimin sonuna gelirken diyorum ki; okuyun.

1 yorum :

''Keşke göz kapakları nasıl varsa,kulak kapakları da olsa'u olsa''
Körleşme bu olsa gerek..

Yorum Gönder