Dört Arketip

   "Bilincin kozmik anlamını o anda apaçık kavradım. 'Doğanın yarım bıraktığını sanat tamamlar.' der simyacılar. Ben, yani bir insan, gizli bir yaratıcılıkla, dünyaya nesnel bir varoluş katarak, ona kusursuz damgasını vurmuştum. Böyle bir davranışı ancak yaradan yapabilir denir... İnsan yaradılışın tamamlanabilmesi için gereklidir, çünkü insanın kendisi ikinci bir yaratıcıdır ve dünyaya nesnel varlığını kazandıran odur... Nesnel varoluşu ve anlamı yaratan insandır ve insan varoluşun yüce sürecinde vazgeçilmez yerini almıştır." (Jung 2001: 262-3)
   Dünya asla tamamlanmadı. Ve dünya asla tamamlanmayacak. Dünyanın tamamlanması için ikinci bir yaratıcıya gerek var ve bu yaratıcı işini gerçekten ağırdan alıyor. İnsan, ikinci yaratıcı rolünü üsleniyor bu durumda. Dünyaya nesnel gerçekliğini veren yaratıcı... İnsanın yaptığı anlam arayışlarının sonu şudur; "dünyayı-tamam-etme-eylemi". Başka bir şey değil. Ayrıca ikinci yaratıcı fikri Tanrı'ya şirk koşmak anlamına gelmiyor. Hayır. Tamamen farklı bir şey bu. Tanrı'nın yaratıcı sıfatını insanla paylaşması, kendisine atfedilen tek "kendini-yaratan" sıfatını değiştirmiyor.

   "... Çünkü 'Tanrı' bir mit değil, insanın içindeki Tanrısallığın ortaya çıkmasıdır." (Jung 2001:342)

   "Tüm düşüncelerim, güneşin çevresinde dolaşan gezegenler gibi Tanrı'yı merkez alıyor. Bu çekim gücünü yadsırsam en büyük günahı işlemiş olurum." (Jung 2001:13)
   Jung'un fikirleri, iki uç arasında seyreden enerji akımlarını andırıyor. Salt materyalist düşüncenin metafizik öğeleri dışlamasına izin vermez. Aynı zamanda din dogmalarını ve bilince ya da bilinçdışına aykırı gelecek noktaları benimsemez. Jung, insanın birey olma sürecinin "dinsel" bir merkezle buluşmasına bağlar. Bu dinsel merkez ile kişinin kendi merkezinin birleşmesi onu birey haline getirecektir. Nitekim, insanın bu dinsel merkezden kaçmasının yolu da yoktur. Çünkü tüm düşüncelerin mutlak çekim noktası budur. Ve mutlak, tektir.

   "İnsan ruhuna her şeyin dışarıdan verildiği, onun dünyaya tabula rasa  olarak geldiği yönündeki uğursuz düşünce, normal koşullar altında bireyin  de normal olacağı gibi yanlış bir inancı destekler. Bu durumda insan esenliğini devletten bekler ve kendi yetersizliğinden toplumu sorumlu tutar. İhtiyaçları evinin kapısına bedava getirildiğinde ya da herkesin bir otomobili olduğunda, varoluşun anlamına ulaştığını sanır. Böylesi ve benzer naiflikler bilinçdışı gölgenin yerini alarak onun bilinçsizliğini besler. Bu önyargıların etkisiyle, birey kendisini tümüyle çevresine bağımlı hisseder ve kendi içine bakma yetisini yitirir. Dolayısıyla, etik değerleri , neyin yasak ya da zorunlu olduğu bilgisiyle bastırılır. Bu durumda, bir askerin üstünden aldığı bir emri ahlak süzgecinden geçirmesi nasıl beklenebilir ki? Spontan etik itkilere sahip olduğunu, bunları en azından kimse onu izlemiyorken uygulayabileceğini keşfetme olanağını bile bulamamıştır."
   Artık Tanrı suretlerini bir kenara bırakalım. Nasılsa dönüp dolaşıp varacağımız mutlak nokta orası. Bir anlık başka konulara bakalım, insanın kendi merkezi gibi. Bireyleşmeye giden ilk adım (bireyselleşme değil, bireyleşme), insanın kendi merkezi ile bilinçdışının merkezinin bir araya gelmesidir. Bilinçdışını bireysel ve kolektif bilinçdışı şeklinde ayıralım. Şimdiki meselemiz bireysel bilinçdışı. İnsan birey haline gelebilmek için ilk önce bilinçdışının kendisine ait karanlıklarıyla yüzleşmelidir. Bu karanlıkta bulacakları da, değişim için ilk adımları atmasını sağlar. Kendi değerlerini ve yargılarını bulmasını sağlayacak olan da budur. Kolektif bilinçdışına gelecek olursak, daha önce biraz konuşmuştuk. Ve ayrıca arketiplere girmemiz gerekecek. İyisi mi bunları kitaba bırakalım...
   Carl Gustav Jung'tan Dört Arketip. Metis Yayınları'ndan. Meselimin sonuna gelirken diyorum ki; okuyun.

Yorumlar

  1. ..çikolata, misket, gazoz, karamela, bisiklet ve de ciklet.
    Bülent Amca Ankara'da söylüyor.

    Yerleştim Ankara'ya.. Ev dükkan vs her şey ok. Şimdi deliler gibi boş vaktim var okumak için ama param yok =)

    Bloga döndüm sanırım, sana da uğrayıp selam vermek istedim.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. bugün günlerden güzellik; sefa geldin, hoş geldin...
    Sevgiler bizdendir, canım efendim. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder