Büyük Saat

       "Bir nefes gelsin yâdellerden dudaklarıma 
       Dostça selâmlarla ılık 
       Bir limanda ışıklar sönsün
       Birinde yansın. 
       Artık zamanıdır ağlamanın karanlıklarda
       Turnam bırak…"

    Ah, ne çok söylenecek söz var, ne çok! Ne ettik, neler yaptık da böyle küstürebildik kendimize tanrıları. Yüreklerimize, dillerimize kilitler vurulmuş. Sessizlik tabutunda boylu boyunca uzanmış yatıyoruz, çağlardır. Ne bir demet ışık, ne bir ses. Sadece karanlık var. Ve kilitleri ruhun. Turnam, hiçbir sesi duyamaz oldu bu kulaklar artık. Hiçbir şarkı çalmaz. Dudaklarım kurumuş sessizlikten. Ve ben yine şiirler okuyorum Turnam. Turgut Uyar okuyorum, ne çok severim, bilirsin. Şimdi ağlamak vaktidir; şimdi, şiir okumak vaktidir karanlıklarda.

       "Kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm
       Her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde 
       Diyarı gurbette kanlı bir aşk 
       Bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde 
       En uzak beyazlar,
       En yakın ikindilerde, duygulu 
       Ve bir sahil meyhanesinde bir akşam 
       İçip içip ağlasam..."

   Şiirler okuyorum geceleri. Kan tutmuş gözlerim, bırakmıyor. Uyuduğum bütün uykularsa, kan uyku. Gerçekten, kendi kendine çekilmez olur mu hiç, bir ömür? Kaçmak istiyorum artık kendi kaderimden. Kaçmak. Kendi kederimden kaçmak. Kendi kederimin tüm gözyaşlarını döktüm artık, yorgun yanaklarım. Ki, uzak kaderlerin özlemini çekiyor artık bu bir çift göz. Sahil meyhanesinin kokusunu. Köylerin kokusunu. Deniz kokusunu. Turnam, yolların kokusunu özlüyor.

       "Hiçbir zaman dertsiz kalmadı gönlüm
       Bir çift gözden, bir yapraktan, bir kuştan.
       Daima daha taze, daima yeni baştan
       Turnam bir gün bırakmıyacağım peşini,
       Sen nereye, ben oraya, adım adım
       İnsan sevdikçe iyileşiyor artık anladım.."


   Şimdi senin derdini çeker bu gönül, ve şimdi senin kederine kanar. Bilir misin? Hiçbir zaman dertsiz kalmaz bu gönül. Aranansa keder, aranansa hüzün. Her zaman bulunur. Her zaman daha taze, her zaman daha yeni, yeni baştan kanar. Söyledim ya, yürek bu, kanar. Turnam. Bak yine Turgut Uyar okuyorum. Ne de güzel anlatır derdimi o. Ne de güzel söyler, her cümleyi. Affet, yine kendi kelimelerim değil. Affet. Turnam. Aranansa kelimeler, onlar da bulunur. Bir çift gözde, bir yaprakta ya da bir kuşta. Bıktın değil mi kuşlardan? Bıktırdım. Ama sev. Turnam. Sev. Kuşları da sev. Çünkü, insan sevdikçe iyileşiyor, ben de anladım. Ve tekrar, sev. Turnam. Kuşları sevmesen de olur. Artık, ne kuşlar umurumda, ne çiçekler, ne de başka turnalar. Sev Turnam. Şiirleri sev. Turgut Uyar'ı sev. Şiirleri bir kez daha sev. Elbet, sana da yazılır. Turnam. Sana da güzellemeler yazılır, Turnam'a, güzellemeler...

       "Bana ne, bir seher vakti Aladağ üzerinden
       Cenuba dizi dizi turnalar geçecekse..

       Âlemde neyim var gözlerimden gayrı
       Her yolun, her menzilin sevdalısıyım.
       Bir kuş, bir bıçak, bir balık dipdiri
       Dünyanın sonundan yüzyıllar evvel
       Ben bir garip insan bıkmış, usanmış.

       Varsın şarkısız kalsın ömrümce dudaklarım
       Suyunu hep aynı çeşmeden içecekse.."

0 yorum :