Kırmızı Kahverengi Defter

   "7 Eylül, 86

   Yeryüzünün tüm bağırsakları uzunluğunca umutsuzluğumuz içerde labirentin karmaşıklığı boyunca katlanan bir saldırma ve saldırılma korkusu.
   Çıkış yolu mu? Arka pencere hangi gezegene açılır? Baktığı yer yakın bir beyaz duvar, kısaltılmış uzunluk...


   Aşk bu ya dövüşürler!"
   Aşk. Yaşamak aşkı. Ve hayatta kalma aşkı. Aşk bu ya, onlar hep dövüştüler. Ve ben onun, Nilgün'ün sözlerinde, her zaman bir kaçış, bir arka pencere özlemi duyumsuyorum. Beni en derinliklerimde bile yakalayan ve kemiklerimi sarsan bir duyumsama. Umutsuzlukların, sonsuz uzunluktaki umutsuzluklarımızın, üzüntülerimizin ya da bakmaktan korktuğumuz beyaz duvarların bile yıkılacağı bir duyumsamadan bahsediyorum. Sımsıkı kapanmış parmakların (artık çok yoruldu yıkım bekleyen ellerimiz) bir bir açılacağı bir duyumsama. Uçuruma düşeceğimiz bir duyumsama.

   "Yaşamlarımız kısa mesafelerde bir kuş uçuşu kadar (göçebilen kuşların yolları ve kargalara verilen yaşam payı dışında) gençyaz ve yaşlıbahar arasında ufalanan bir yaprağınki denli rüzgârlara açık. Bu bilgi bizi inlerimizden çıkararak (kimi zaman da tam tersi) altruizm adlı meydana gönderiyor. Belki meydan bir Pazar yeridir, Belki de yetişkin maskelerini sorumluluk duygusuyla yüzlerimize yerleştirdiğimiz bir çocuk bahçesi ..."
   Kargaları ve turnaları ve yıkım(?) getiren diğer kuşları saymazsak, ah, ne de kısadır yaşamlarımız! Ve ne kadar kırılgan şu insan denilen varlık, kimi zaman, ki rüzgârın esişiyle yıkılacak. Ve bu ışığın işlevsizliğiyle sana sesleniyorum ey yüksek yapıcı! Yaptığın bu zulmün, kendisi nedir bir aldanmadan başka? Ve hakir gördüğünün kanıtı olarak yapılan bir yüzüne tükürüş müdür insanoğlunun? Yüzüne tükürülen insanoğlu, ki aptaldır, çıkar inlerinden, dosdoğru Pazar yerine. Ve Pazar yeri bakışların, bedenin ve tüm saflığının kirletilmesine izin verir.

   "bütün yalnızlıklarınızın ilenci
   korusun çoğulluklarınızı
   cinnet koyun erdemin adını
   maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın
   hepiniz mezarısınız kendinizin..."

   Ya da bir çocuk bahçesidir çıkılan, maskeleri kuşanıp...

   KAĞAN
   "Hayat yine de üzülmeye değer!"
   NİLGÜN
   "Hayatın neresinden dönülse kârdır!"

   Yaşam boyunca, kimileri vardır ki, belki umutları henüz bağırsaklar uzunluğunca olup kendi boyunlarına dolanmamıştır, onlar altruizm meydanına çıkar; kimileri de, meydanın kendisini tüm yokluğuyla yadsır. Tıpkı yadsıdıkları hayatın yokluğu gibi.
   Ve onlar her zaman şöyle haykırır;

                             "Ölürken kahkahamı ona bırakacağım.
                             Kış uykusundaki melek"

2 yorum :

Tüm sesimi sana bırakacağım: kış uykusunda ki melek....... diye geçti dilimden

karacaahmette bir müntehir, kim gider kim bilir.

Yorum Gönder