Hoşgör Köftecisi

   "Ilık bir mart güneşi, iliklerine kadar ısınıyor insan. Böyle havalar, kış sonlarında, çok kişileri mesut eder. Saadet nedir? Herkes saadeti tanımış mıdır bu dünyada? Bu meseleler üzerine uzun uzun konuşmak mümkün. Kim bilir, belki o zaman ben de bu söylediğim sözden vazgeçerim. Ama zaman zaman ben de kendimi mesut sansam ne çıkar? Büyük saadetlerden hiçbir vakit nasibim olmayacağına göre bunlarla avunayım bari."
   "Bir yazı yazmak istiyordum." diye başlamalıyım sanırım ben de. Çünkü öyle bir boşluktayım ki; ne yazacağımı bilmiyorum. Ama yazmalıyım. En azından yazmalıyım. Kendimden hiç emin olamamışçasına yazmalıyım. Öyle bir çaresizlik, dermansızlıktır ki içine düştüğümüz... Sadece soru işaretleri var. Şöyle; en son ne zaman bir şeyden emin oldum? Ne zaman güldüğümü, gerçekten güldüğümü hatırlıyorum? Bak şimdi, gülmek deyip geçmemek lazım. Gülmek demek, belki yaşamak demek. Ya da belki ölmek. Söyleyeyim. Ben ölümü arıyorum. Soru işaretleri sivri değil. Bana nokta ile biten cümlelerin keskinliği gerekli. Ölmek için. Sahi, saadet nedir? 

   "Bütün ıstıraplar aşktan doğuyor. Oysaki öte yandan milyonların, milyarların ıstırabı var. Ama ne yazık ki biz o insanı tanımıyoruz. Girmişiz küçük burjuvanın içine, yuvarlanıp gidiyoruz. Başka cemiyetlerin, başka sınıfların adamı olduğumuzu bile bile. Bizim dertlerimiz, içinde yaşadığımız adamların dertlerine benzemiyor. Ne parada gözümüz var, ne pulda."
   Saadeti bırakalım. Ondan emin değiliz. Varsın olsun, ya da olmasın. İlgilenmiyorum pek. Biz ıstırabımıza bir kez daha gülümseyelim. Dertlerimize. İnkâr etmemek gerek. Onlarsız yapamıyoruz. Onların yeri bizim için başka, çok başka. Çevremde aynı hisleri duyan bir kişi var mı? Beni duyan, beni anlayan? Istırabımı bilen. Yok. Olmayacak da. Şunu da kabul etmeliyiz. Ne ben, ne de bir başkası anladığını söylüyorsa, yalan söylüyordur. Gerçekten, anlamıyoruz. Ne karşımızdakinin ıstıraplarını ne de kendimizin. Istırabı, acı şekmeyi seviyoruz biz. Biz sözüm ona, garipleriz. Ne parada gözümüz var, ne pulda. Bir başka bizim derdimiz. Bir başka.

   "Kimileri derler ki intihar bir irade işidir. Ben buna inanmıyorum. İntihar bir iradesizliktir. Dünyadaki güçlükleri yenebilen, o iradeyi gösterebilen kimse kolay kolay ölüme razı olmaz. Ölüme razı olan, hiçbir şeyle cedelleşmeyen, bu savaşta bütün ümitlerini kaybeden kişidir. O ümitlerini kaybetmek için de, insanın, kendisini dünyaya bağlayacak hiçbir şeyi olmamalı. Ne para, ne pul, ne aşk, ne muhabbet, ne şeref, ne namus. Ama şimdi ben öyle miyim ya! Hiçbir şeyim olmasa bile günde beş lira kazanabileceğim. Beş lira! Az para mı?
   Bu beş lirayla pekâlâ karnımı doyurabilir, ısınabilir, giyinebilir, dünyanın parasız olan bütün nimetlerinden faydalanabilirim. Gökyüzünün parlaklığı, denizin mavisi, ağaçların yeşili, toprağın sıcaklığı, suların sesi, havada uçan kuşlar, rüzgârın getirdiği çiçek kokuları... Nasıl vazgeçerim bunlardan? Hayır, ölmek istemiyorum..."
   İntiharı seçebiliriz. Ya da yaşamayı. Ben ne desem boş. Ben ne yaşıyor, ne ölüyorum. Ben yazıyorum. Benim kendi yaşanmışlıklarım ya da kendime ait bir yaşamım yok. Olmadı. İstemiyorum da sanırım. Ya da olmasından korkuyorum. Neyse, bu mevzuları biraz da kendimize saklamak gerek. Biz geçelim beş liraya. Ah bir beş liramız olsaydı. Biz de ne güzel yaşardık oysaki. Ah bir beş lira, bizi o sakin sahil meyhanesinden, Hoşgör Köftecisi'nden uzakta tutan. Ya da denizin mavisinden, esen rüzgârdan. Olsaydı. Keşke. Bir beş lira...

   "Beyaz kanatlı kuşlar, hep çığlık çığlığa başımın üzerinde. İçimde sonsuz bir sevinç. Bağırmak istiyorum: 'Boş ver!' diye haykırmak istiyorum, 'Beş liraya da boş ver!'"

4 yorum :

http://www.youtube.com/watch?v=HiiyZk-mPTM

Selam Böcek Yiyen Peygamber,
Şu ilk fotoğraf var ya, hani dört kişi bir parkta fotoğraf çektirmişler. Orhan Veli, Şinasi Baray, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday. Bu fotoğrafın tam manasıyla hastasıyım. Bakmaya doyamam. Baktıkça içimi bir efkar sarar.

O değil de, Hoşgör Köftecisi'ni satın aldım. Henüz okumadım ama.. Demleniyor çalışma masamda. Kısmetse, okuyacağım yakında.

Hoş bir yazı olmuş. İlgiyle okudum.

Selamlar, sevgiler.

O fotoğraf çok güzeldir. Güzel insanlar vesselam.
Şöyle de bir yazı var; belki ilgini çeker.
http://insansanat.blogspot.com/2011/08/olumu-hatrlatan-fotograf.html

Bu arada yorum atmana sevindim, bu sayede blogunu ve genovaninja'yı keşfettim. Teşekkür ederim.

Yorum Gönder