İğrenç Adamlarla Kısa Görüşmeler

SANAYİ SONRASI YAŞAMIN
RADİKAL BİR ŞEKİLDE KISALTILMIŞ TARİHİ 
 
Tanıştırıldıkları zaman, kendini beğendirme umuduyla, bir espri yaptı. Kız, kendini beğendirme umuduyla, bol bol güldü. Sonra ikisi de eve arabalarıyla yalnız döndüler, dosdoğru ileri bakarak, suratlarında aynı çarpıklıkla.
   Onları tanıştıran adam ikisini de pek sevmezdi ama sever gibi davranır, her zaman iyi ilişkiler kurması gerektiğine inanırdı. Kimse bilemez, sonuçta, şimdi biri biliyordu biri daha biri daha.
    Elimizden tutuldu, önce, gideceğimiz yerlerde kendimizi beğendirmemiz için tertemiz giysiler giydirildi. Tertemiz, bütün kirlerinden arındılmış giysiler. Sonra kendilerini beğendirmek için yüzlerinde o kocaman gülümsemeleri ve belki altın ve büsbüyük halka küpeleri, belki de taranmış bıyıkları ve tertemiz gözlükleri olan eğitimcilerin bulunduğu, yine kendilerini beğendirmek isteyen hizmetlilerin ilk gün şevkleriyle tertemiz ettikleri binalara; sokağın ve duyguların kirinin temizlendiği, sanayi sonrası yaşamın hem başlamasını sağlayan, hem de ilerlemesini garanti edecek  "eğitim" kurumlarına götürüldük. Ve böylece başladı kirli çocuğun beyninin yıkanıp, tertemiz edilmesi, ki kendini beğendirebilsin...

   "Depresif kişi terapiste gerçekten açlığını çektiği ve hayalini kurduğu şeyin bunu (yani kronik depresyonun kesintisiz işkencesini) aslında gerçekten tam anlamıyla 'paylaşma' yetisine sahip olmak olduğunu itiraf etmişti. Depresyonun sanki kimliğinin ve bir insan olarak benliğinin merkezine öylece yerleşip kaçınılmaz bir hal aldığını ve bunun yol açtığı mahrem duyguları ya da ona gerçekten ne hissettirdiğini bile gerçekten paylaşamadığını, sözgelimi gökteki güneşi tarif etmenin umutsuzca, ölüm kalım derecesinde bir ihtiyaç haline gelmesi fakat sadece yerdeki gölgeleri gösterebilmesi ya da sadece buna izin verilmesi gibi geldiğini söyledi. Gölgeleri göstermekten çok yorulduğunu söyleyerek hıçkırmıştı. O (yani depresif kişi) sonra da hemen o anda kesmiş ve boş boş gülerek  terapistten böyle süslü bir melodram havası taşıyan ve kendine acıma yüklü bir benzetme kullandığı için özür dilemişti."
   Ama her şeyin tertemiz edilmeye çalışıldığı o makine, çok büyüktü. Ve bazı parçalar o kadar ufaktı ki, ya isteyerek  ya da tamamen şans eseri kuytu köşelerde sıkıştılar. Ve makine onları istediği gibi temizleyemedi. Ama bu parçalar hep çok nadir oldu, makine işini gerçekten düzgün yapıyordu. Ve o makine ıskalarsa bile onun işini yapacak, kişiyi tertemiz edecek başka makineler vardı. İlk makineden alnının kiri ile çıkmayı başarabilen kişi (ki artık ondan depresif kişi diye bahsedebiliriz) artık yeni makinelerle karşılaşmak için hazırlanmalıydı. Ve birçoğu kirlerini paylaşacak hiç kimseyi bulamamasını kendine dert edip, içinden çıkılamaz bir hâl içine düşünce, kirlerinden kurtulmayı bir görev bilip diğer makinelere kendi ayaklarıyla gitti. Bunu yapamayacak kadar güçsüz olanlara ise çevresindeki tertemiz kişiler, "her zaman doğruyu yapmanın gerekliliği" ile yardım etmişti. Ve hem güçsüz hem de kirli olanlar, kirli konuşmaları, kirli düşünceleri, kirli duyguları vb. yüzünden daima özür diledi.

   "Artı insanlık durumunu, çileyi, dehşeti ve aşağılanmayı daha iyi tanıyor. Yani, hangimiz çile ve korkunun yaşamın, varoluşun bir parçası olduğunu kabul etmeyiz, hangimiz insanlık durumunun farkında olduğumuza dair boş laflar edip durmayız ki. Ama artık o, bunu gerçekten biliyor. Bakın heyecan duyuyor falan demiyorum. Ama dünya görüşünün artık ne denli büyüdüğünü bir düşünün, zihnindeki resmin ne kadar geniş ve derin olduğunu düşünün. acıyı artık tümüyle farklı bir şekilde algılayabilir. Eskiden olduğundan fazlasıdır artık. Benim dediğim bu. Daha çok insandır artık. Sizin bilmediğiniz bir şey biliyordur."
    Kirli, depresif, deli, uçarı, anarşist, aykırı, tecavüze uğramış, berduş, travesti, muhalif, orospu... Tüm hepsi artık acıyı biliyordu. Kimse onların acı çekmesini istememişti, onlar dışında hepsi de onların tertemiz olmasını istemişti. Çünkü temiz olmak her zaman iyiydi. Ve iyinin ne olduğunu, her zaman aklı tertemiz olanlar bilebilirdi.

   "...hangimiz insanlık durumunun farkında olduğumuza dair boş laflar edip durmayız ki."

   Artık ben susuyorum. Sıra David Foster Wallace'ın ilginç kaleminden çıkan, İğrenç Adamlarla Kısa Görüşmeler'de. Siren Yayınları'ndan. Meselimin sonuna gelirken diyorum ki; okuyun.

4 yorum :

Gerçekten mükemmel bir kitap olmalı :) tavsiyene uyup almaya gideceğim.

Mükemmel değil.
Olmasını da hiçbir zaman istemedik.
Mükemmel şeyleri aramaktan kaçınıyoruz aslında.

okumuşluğum vardı bu kitabı geçen senelerde. bir çırpıda okumamıştım öyle hatırlıyorum. bunun sebebi okuduğum bir çok kitaptan daha çok irdeleyerek okuma isteği uyandırması idi.
bildiğim kadarıyla filmi yapılmış kitaplardan. izlemedim filmi. duymuştum.
anakara'dan selamlar olsun.

filmi var. ama uyarlamalara pek sıcak bakmıyorum.
bu kitap da bir çırpıda okunacak bir kitap değil, evet.
izmir'den de selamlar olsun o vakit.

Yorum Gönder