Sayfalar

Shingeki no Kyojin

"Bu çılgınca yarışı bırakalım ve insan meydana getirmeye, insan tanımaya, insanı kurtarmaya girişelim, bununla meşgul olalım. Bu yeni insanın meydana gelmesi, bu yeni derinin -ne beyaz, ne siyah, ne sarı ve ne de kızıl- adı insan veya insanlık olan yeni bir soy olarak tekrar ortaya çıkması için Nuh tufanına ihtiyacımız var; öyle bir Nuh tufanı ki, her fesat, medeniyet ve yeryüzünde inşa edilmiş olan her insanlık dışı binayı kendi içinde boğuyor ve ondan sonra yıkanıp temizlenmiş yeni bir insan nesli baki kalıyor."
Ali Şeriati; Dinler Tarihi
   Zaman zaman düşünmüşümdür; insanoğlu ortak bir yıkıma maruz kalsaydı o gün gerçekten de yıkanmış ve arınmış olarak, en önemlisi de tek vücut olarak bir araya gelebilir miydi? Çoğu zaman ortak düşmana, felakete, yıkıma karşı bir araya gelen insanoğlu, olan bitenden sonra her seferinde yeniden, bozulmaya ve çürümeye doğru ilerledi. Bunun nedeni insanın yaratısındaki bozukluk mu yoksa bu dünyanın işleyişindeki mi, kesin olarak söyleyemem ama burası zalim bir dünya, hemfikiriz!

   "Bu güzel ama zalim dünyada
   Kendimize sormaya devam ediyoruz
   Neden hayatta kalanlar bizleriz
   Neyi koruyacağız gücümüzle, zayıflıklarımızla
   Mantık ve sebep birbirine zıt düşmüşse"
   İnsanlık devlerin saldırısına uğrayıp, kalan az nüfusuyla surların ardına çekilmiştir. Eren, surların içinde, kendini kafesteki kuş gibi hisseder ve özgürlüğü, bu güzel dünyayı yeniden solumak ister. Devasa çölleri, bembeyaz karlarla kaplı ülkeleri, denizi, okyanusu solumak ister. Ancak, insanlığın düşmanı devler her daim öldürmek için surların ardındadır...
   Uzun bir süre oldu buraya yazmayalı, biliyorum. Ve bir Şeriati alıntısıyla giriş yapıp yazıya Shingeki no Kyojin'i dahil eden bir tek ben olabilirim sevgili okuyucu, bunu da biliyorum. Neyse, demem o ki, bir süre daha buradayım ve meseller anlatmaya devam edeceğim. Bu meselimin sonuna gelirken diyorum ki; Isayama Hajime'nin mangasından uyarlanan Shingeki no Kyojin, izleyin!

3 yorum:

  1. "İnsanın içinde bütün dünya vardır ve eğer nasıl bakman ve öğrenmen gerektiğini bilirsen, kapı orada ve anahtar elindedir. Yeryüzünde senden başka hiç kimse ne sana o anahtarı verebilir ne de o kapıyı açabilir." diyor Krishnamurti. İçimizdeki dünyanın kapılarını açmak, bizim bakışımıza ve farkındalık süreçlerimize bağlı sanırım.
    Değerli dostum, yazılarınızla her zaman burada olmanız dileğiyle...
    Selam, saygı ve sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Şeriati okuyorum bu aralar, ona göre insanın içine yönelmesi iyi bir birey olması için gerekli ama içe yönelmenin toplumu uyuşturduğundan da bahseder. Krishnamurti vb. Doğulu aydınları sever Şeriati de, ancak bu içe yönelişin doğru ama eksik olduğunu söyler. Onun deyimiyle "Batı medeniyetine Doğu ruhunu üflemek" gerektir. Bilmiyorum, çoğu zaman ben de böyle düşünüyorum. Bazen de içe kapanma kısmı o kadar yoğun oluyor ki, dışarısı çok yabancı geliyor. Hangisinin doğru olduğunu söyleyemesem de, Şeriati birçok konuda ufkumu açtı.
    Burada olmasam bile, sizi takip ediyorum az çok, bilesiniz.
    Selamla, sevgiyle..

    YanıtlaSil
  3. İçe yönelmenin eksik taraflarını da, dışımızda gürül gürül akan hayata dikkatimizi verip yoğunlaşarak, "iç ve dış dengesi"ni diyalektik bir sürecin içinde kurarak gerçekleştirebiliriz diye düşünüyorum. Evet, "Batı medeniyetine Doğu ruhunu üflemek" çok önemli.
    Ali Şeriati'yi, daha önce okuduğum bazı epigraflar dışında pek fazla tanımadığımı fark ettim. Bende bu farkındalığı yarattığınız için teşekkür ederim. Mutlaka okumak istediklerim arasında yer alıyor şimdi Ali Şeriati...
    Selam ve sevgiler benden de ...

    YanıtlaSil