Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı

● Değerlerin Sorgulanması 

"Teknoloji ve sistem karşıtı insanlar için, 'Beatnik' ya da 'Hippy' gibi klişe adlar icat edilmiştir, daha da edilecektir. Fakat kitle terimleri icat ediliyor diye bireyler kitle insanına dönüşmez. John ve Slyvia kitle üyesi değiller, çoğunlukla kendi yollarına giden diğerleri de değil. Tam da kitle insanı olmamak için ayaklanıyorlar aslında. Ve kendilerini kitle haline getirmeye çalışan güçlerin teknolojiyle epey ilgisi olduğunu seziyor ve bundan hoşlanmıyorlar. Bu şimdiye kadar pasif bir direniş olarak, elden geldiğince kırsal bölgelere kaçmak gibi şeylerle sınırlı kalmıştır, ama hep böyle pasif kalmak zorunda değildir."
    İnsana, insan olmaktan başka, çağlardır belli adlar verilmeye çalışıldı. Bu adlar çoğu  zaman belli ortak yanların genel-geçer bilgisinden yola çıkıp, insanı tanımlama uğraşındaydı. Bireye verilen bu isimler onun dünya görüşünü, yaşam azmini vesaire, niteleme çabası içinde olsalar dahi, unutulmaması gereken şey, insanı tanımlamaya çalışmanın yanlış olmasıydı. İnsanı tanımlamak, kelimelere indirmek, onu aynı zamanda kelimelerin, yani dünyayı kesin çizgilerle bölen akılcılığın varlığı içine de almaktır. Nitekim; tanımlamak, sınırlamaktır. Ve burada bahsedilen hiçbir şey, hiçbir sınırlamaya dahil değildir. Tıpkı, insan gibi. Ve okuma yolculuğunuz boyunca karşınıza bolca çıkacak olan Nitelik gibi... İnsan da, Nitelik de, kendisini açıklamaya, mantığa bürümeye çalışan her türlü isimlendirmeye karşın, her zaman için yalnızca gerçeğin bir parçasını gösterecek ve bütün olanı anlamayı imkansız kılacaktır. Bu, sistemin kendisinden kaçan bireyler için de, anaforun tam ortasına atlayanlar için de geçerliliğini koruyacaktır.

"Ama sistem olduğu için bir fabrikayı yıkmak ya da bir hükümete karşı ayaklanmak ya da motosikleti tamirden kaçınmak, nedenlere değil de sonuçlara saldırmaktır ve saldırı yalnızca sonuçlara yönelik olduğu sürece hiçbir değişim olanaklı değildir. Asıl sistem, gerçek sistem, var olan sistematik düşünce yapımızdan, akılcılığın kendisinden başka bir şey değildir; bir fabrika yıkılır, ama onu üreten akılcılık bırakılırsa aynı akılcılık hemen başka bir fabrika üretecektir. Sistematik bir hükümet devrimle yıkılır, ama o hükümeti üreten sistematik düşünce kalıpları sağlam kalırsa o düşünce kalıpları daha sonra başka hükümetlerle kendilerini yineleyeceklerdir. Sistemler konusunda çok şey söylenmiştir. Ama bu konu, hemen hiç anlaşılmamıştır."
   Sistemin kendisinden kaçınmak, motosikletimizi tamirden kaçınmak hiçbir zaman bize kesin çözümler sunmayacaktır. Özne konumunda olan biz insanın, nesnelerle ilişkileri, onlara atfettiğimiz değerlerle biçimlenir. Ve bu değerlerin değişmesi de yine bizim elimizdedir. Özne ile nesne arasında eksik olan, yapmaktan daima kaçındığımız şey, ilişkinin kendisidir. Ve bunu yaparken de önemli olan ve anlaşılması gereken nokta, sistemlerin doğduğu düşünce yapısının, yani motosikletin arıza yapan parçasının neresi olduğudur. Bütüne ulaşma çabaları için sondan başlamak, akıntıya karşı yüzmeye çalışmak gibi, sizi daima sona sürükler. Asla sonuçları ortaya çıkaran nedenlerin kendisine ulaşmayı olanaklı kılmaz. Ve sizin için çözümler her zaman için pınarın kaynadığı noktadadır. Pınarın kaynadığı noktada çoğu zaman gerçeğe ulaşmak mümkündür.
   Bugüne kadar size ve bana anlatılan, var olan dünyayı kesin ve nedeni anlaşılamaz çizgilerle ikiye bölen (özne ve nesne, romantik ve klasik vesaire) akılcılığın verdiği şey yalnızca sonuçlarla ilgilenmek olmuştur. Ve akılcılığın tek seferde kavramasının imkânsız olduğu şey, bütündür. Ve gerçek arayışında bütüne ulaşmak, ikiye ayrılmış bir dünya görüşüyle mümkün değildir. Bize gereken nokta, bu ikiye ayrılmış dünya görüşünün bütünleyicisidir.

"Tüm Doğu dinlerinde büyük değer verilen ortak şey, Sanskrit Tat tvam asi (Sen busun) doktrinidir, düşündüğün her şeyin sen olduğunu, anladığını düşündüğün her şeyin bir bütün olduğunu savunur. Bu bölünmemişliği tümüyle anlamak, aydınlanmak demektir.
   Mantık, özne ile nesne arasında bir ayrım olduğunu varsayar, bu nedenle mantık, asıl bilgelik değildir. Özne ile nesne arasında ayrım olduğu yanılsamasını ortadan kaldırmanın en iyi yolu, fiziksel etkinliği, zihinsel etkinliği ve duygusal etkinliği durdurmaktır. Bunun için pek çok disiplin vardır. Bunların en önemlisi Sanskritçe
dhyana, Çince söylenişiyle 'Chan' ve Japonca söylenişi ile 'Zen'dir."
   Dünyayı ikiye bölen antik Grek bakış açısıyla, yani bugün akademilerin ve neredeyse tüm dünyanın temellerini üzerine attığı akılcı bakış açısıyla gerçeğe ulaşmak, "gerçekten" mümkün müdür? Yoksa, şimdiye kadar bize anlatılan, dayatılan gerçek, daima bir yalandan mı ibaretti? Daha önce bakmadığımız için göremediğimiz, aramadığımız için bulamadığımız bir gerçek de var mıydı?
   Robert M. Pirsig'den ufkunuzu genişletecek, ve sizi var olan tüm değerlerinizi yeniden sorgulamaya yöneltecek, Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı, Ayrıntı Yayınları'ndan. Meselimin sonuna gelirken diyorum ki; motoksiklet bakımını hiçbir zaman aksatmayın!

"Motosiklet üzerinde çalışırken yapılacak şey, öteki işlerde de olduğu gibi, kişiyi çevresinden koparmayacak bir kafa huzuru oluşturmaktır. Bu başarıldı mı kalan her şey doğal olarak bunu izler. Kafa huzuru doğru değerlerler üretir, doğru değerler doğru düşünceler üretir. Doğru düşünceler doğru eylemler üretir ve doğru eylemler, merkezindeki huzuru başkalarının da görebileceği maddi yansımalar oluşturacak işler üretirler. Kore'deki o duvarda olan şey buydu. O, tinsel bir gerçekliğin maddi bir yansımasıydı.
   Bence, eğer dünyayı düzeltmek ve yaşanacak daha iyi bir yer haline getirmek istiyorsak yapılacak şey, kaçınılmaz olarak ikici olan, öznelerle ve nesnelerle ve bunların birbiriyle ilişkileriyle dolu olan politik ilişkiler üzerinde ya da başkalarının yapacağı şeylerle dolu olan programlar üzerinde konuşmak değildir. Bence bu tür bir yaklaşım sondan başlar ve bu sonu baş sanır. Politik programlar, ancak temeldeki toplumsal değerler sisteminin doğru olması durumunda etkili olabilecek, toplumsal niteliğin sonuç ürünleridir. Toplumsal değerlerin doğru olması için bireysel değerlerin doğru olması gerekir. Dünyayı düzeltmenin yeri ilk olarak kendi yüreğimiz, kafamız ve ellerimiz ve sonra onlardan çıkan iştir. Başkaları insanoğlunun yazgısını düzeltmekten söz edebilir. Ama ben salt motosikletin nasıl onarılacağından söz etmek istiyorum. Söyleyeceklerimin kalıcı değerlerinin de daha fazla olduğuna inanıyorum."

5 yorum :

Bu kitabı okuyacağım. Bir arkadaşım bu kitabı tavsiye ediyordu şiddetle, Pamuk da Obama'ya tavsiye etti en son, bir de burada görünce... kesin!

yıllar önce okunmuş bir kitap olup aslında anlatmak istediklerini şimdi daha iyi anlayabileceğime inandığım bir kitap..onu da sıraya koymak lazım..

başucu olması gereken kitaplardan birisidir bu kitap. hele ki okuma öncesi biraz felfese okumuşluğu varsa insanın, ayrı bir tadı oluyor kitabın. okuyun, okutun diyebileceğim bir eserdir..

Uzun süredir listemde ama neden hep ihmal ettiğimi bilmediğim kitaplardan. Sanırım bu yıl bitmeden okuyacağım en olmadı yeni yıla girersek ;) Hatırlatma güzel oldu...

Yıllar önce okuduğum bu kitaba ben de dönüş yapacağım yakında. Ve sanırım baş ucumdan ayırmayacağım bundan sonra...
İyi ki anımsattınız.
Teşekkürler...

Yorum Gönder